Başlangıç > Ne Dediler > Bizim İhtiyar

Bizim İhtiyar

04.11.2010/Yenişafak Gazetesi

Birkaç yazı önce hayatımıza anlam ve derinlik katan mekânları yaşatamadığımızdan, bu kara kuru insafsız şehirlerde öylece çatısız kalakaldığımızdan sözetmiştim. Doğru olmasına doğru bu söylediğim ama şunu da eklemek gerekiyormuş demek ki: Öyle kolay kolay da vazgeçmiyoruz vesselam! Bana bunu söyleten Vadi’nin kapanmasının üstünden henüz sayılı günler geçmişken ‘İhtiyar Kitap&Kafe’nin açılması oldu. İbrahim Çolak dostum, yaptığı her işi gönlüyle birlikte yapan çok başka türlü bir insan… Eskiden vardı böyle dava ehli mübarekler, pek azaldı sayıları. ‘İhtiyar’ onun bestelediği, bizim de seslerimizle fasıl heyetine iştirak edeceğimiz bir beste olacak inşallah. Detone bile olsak kendimize yer bulabileceğimiz böyle bir gönül musikisinin tadı başka pek az şeyde vardır, erbabı bilir.

Geçen hafta bir araya geldik, çaylar, börekler, pastalar eşliğinde hayır duaları ile açılışı yaptık. Vadi deyince kim akla geliyorsa üç aşağı beş yukarı ‘İhtiyar’da da hazır ve nazırdı. Sohbetler edildi, temenniler dile getirildi. Ercan Şen’in günün mana ve ehemmiyetinin hakkını veren konuşmasıyla Vadi’den İhtiyar’a bir tür devr-i miras hadisesi de yaşanmış oldu.

‘İhtiyar’ malumunuz hem saçına aklar düşmüş, yaşı kemale ermiş zevatın durumunu anlatmak için kullanılan bir kelime, hem de “seçmek, üstün tutmak” gibi manalar taşıyor. Anlaşılan o ki mekânın müdavimleri bu iki manadan işlerine geleni tercih edecekler. İlk günün tablosunda, gençlerin çeşitli imalarda bulunarak birinci manayı, beyaz saçlıların ise hiç oralı olmayarak ikinci manayı tercih ettikleri görüldü. Dünyanın hali bu, bir gariplik yok: Uzun yıllar adamı “genç yazar” statüsünde tutup lafa karıştırmazlar, sonra da böyle küt diye aniden’ihtiyar heyeti’ne dâhil ederler. Hoş biz de bu ikisinin arasında ne ile meşguldük pek hatırlamıyoruz ya!

İşin şakası bir yana, iyi oldu ‘İhtiyar’ın açılması… Ankara bir dostunuzla buluşmak, iki hasbıhal etmek isteseniz size bin dereden su getirten bir şehir. Sessiz, sakin, muhabbete elverişli bir mekân yok desek yeri… Ya bir alışveriş merkezinin ya da daha ziyade gençlerin takıldığı kafelerin dur durak bilmez gürültü ve kargaşasına tahammül etmek zorundasınız. Kafalar nereye kadar dayanır, muhabbetin gönyesi nereye kayar, o ayrı konu… İşte İhtiyar’ın bize bahşettiği imkan ve saadet bu: İnsani muhabbete elverişli, dostu ahbabı görebileceğiniz, kitap ve dergi alabileceğiniz, hayal kurabileceğiniz, okulu kırabileceğiniz, çayı da demi de hakikaten iyi bir muhabbetmekân… Biz böyle mekânlarda doğduk, büyüdük, şiirler yazdık, öyküler karaladık, dergiler çıkardık, memleketi kurtardık. Böyle idealleri olmalı insanların, özellikle de genç insanların… Böyle idealleri büyütecek mekânları da olmalı. Sözün, sohbetin, muhabbetin akşamki diziden, maçtan daha fazlasına ulaşabildiği yerlere… Kitaptan, kültürden, irfandan bahis açılan adreslere… Has muhabbet demlenen o mekânlar olmayınca o bahisler de hiç açılmayabiliyor, yaşadık ve gördük bunu.

Ben derim ki Ankara’da yaşıyorsanız, Kızılay’da, Ataç 1 Sok. No:26’da hayata gözlerini açan İhtiyar Kitap&Kafe’de kendinize bir sandalye edinin. Hayata oradan bakın, muhabbete katılın. Pişman olmazsınız…

5 Kasım Cuma günü TÜYAP’da Serçe Parmağını imzalayacağım. İlgilenenlere…

 

Reklamlar
Kategoriler:Ne Dediler Etiketler:, , , ,
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: